Türkiye’deki Çerkes kuruluşları, Çerkesya tarihini çarpıtma girişimlerine karşı çıktı
Eskafder Tarihsel Gerçeklerin Bilinçli ve Sistemli Olarak Çarpıtılması Üzerine;
Son günlerde çeşitli dijital platformlarda dolaşıma sokulan, tarihsel verilerle çelişen ve kimi odakların organizasyonu ile yapıldığı bariz bir biçimde ortada olan kara propaganda içerikli bir dezenformasyon videosu mevcuttur.
Çerkes halkının tarihi gerçeklerinin çarpıtılarak, 19. yüzyılda yaşanan trajediye ve güncel statüsüne dair bilimsel gerçeklikten uzak, tarihi gerçeklerin çarpıtılmasını gözler önüne seren bir söylemin dolaşıma sokulduğunu üzülerek görmekteyiz.
Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak, tarihimizi, toplumsal hafızamızı ve geleceğimizi ilgilendiren bu dezenformasyon dalgasına karşı gerekli gördüğümüz hususları kamuoyunun dikkatine sunmayı bir görev addediyoruz.
- Tarihsel Gerçekliğin Tahrifi Kabul Edilemez;
Çerkes halkına Çarlık Rusyası tarafından 19. Yüzyılda uygulanan soykırım ve sürgün süreci, dönemin Rus arşiv belgeleri ve uluslararası araştırmalarla sabit olan tarihsel bir gerçekliktir. Bu süreci “gönüllü bir göç” veya “jeopolitik bir talihsizlik” olarak nitelemek, sadece tarih bilimine değil, özgür kalma mücadelesinde hayatını kaybetmiş yüzbinlerce insanımızın hatırasına da büyük bir saygısızlıktır.
Tarihi, bugünün siyasi konjonktürüne ve egemen gücün politik çıkarlarına göre yeniden inşa etme çabaları, gerçekleri tahrif etmek, insanlık adına bir utanç vesikası olarak tarihte yerini almış sarsıcı ‘Soykırım ve Sürgün ‘ gerçeğini de yok saymak ve inkâr etmektir. - Sorumluluğun Yayılması ve Mağduriyetin Önemsizleştirilmesi;
Yaşanan insanlık trajedisinin sorumluluğunu tamamen dönemin dış güçlerine ve/veya yerel aktörlerin basiretine indirgeyen anlatı, soykırım ve sürgün sürecinin bizzat failini gözden uzak tutmak ve hatta mağdur bir halkı, sorumluluğun öznesi haline getirmek; sistematik bir imha ve sürgün politikasını meşrulaştırma çabasıdır.
Çerkes halkı, büyük güçlerin satranç tahtasında bir “piyon” değil, kendi kadim topraklarında varlık mücadelesi veren bir öznedir. Çerkes halkının iradesini ve acısını görmezden gelen her türlü söylem, Rus Çarlığı eliyle uygulanmış Sürgün ve Soykırım süreçlerini aklama çabasıdır. - Kurumsal Temsiliyet ve Sorumluluk:
Gerek Anavatanda gerekse Diasporada, adında ‘Çerkes ‘, ‘Kafkas’ kelimelerini barındıran kimi kurum yöneticilerinin, tarihimizi tahrif eden projelerde paydaş olarak yer alması kabul edilemez bir çelişkidir. Kurumlar, halkın tarihsel hakikatlerini korumakla yükümlüdür.
Tarihi gerçeklerin tahrifine payandalık eden ve şeffaf olmayan ajandalara hizmet ettiği görülen bu tür operasyonel faaliyetlerin savunuculuğunu üstlenen yöneticiler; ihanete varan bir aymazlık içindedir.
Evrensel standartlarda özgürlük ve demokrasi, bir halkın kendi kimliğini, dilini ve tarihini hiçbir baskı altında kalmadan ifade edebilmesiyle ölçülür. Bugün dahi farklı şekillerde sürmekte olan soykırım, sürgün ve asimilasyon politikalarının üstünü “kültürel geçişler ” kisvesi yahut hayali bir “medeniyet taşıyıcılığı” rolüyle örtme çabaları, Çerkes halkının yaşadığı büyük trajedinin gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Bu noktadan hareketle, söz konusu kara propaganda videosunda girizgahta kullanılan ‘Çerkesler Rusya’da nasıl ortaya çıktı’ ifadesinin tam tersine, şu soruyu sormak gereklidir; Ruslar Çerkesya’da nasıl ortaya çıktı?
Sonuç Olarak; Bizler, aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları olarak; tarihimizin bir “propaganda aygıtı” haline getirilmesine izin vermeyeceğimizi, bilimsel ve tarihsel gerçeklerin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz. Halkımızın geleceği, inkâr politikalarına hizmet eden bir teslimiyetle değil, geçmişin dürüstçe kabul edilmesi ve bu temelde bir adalet arayışıyla inşa edilebilir.
Saygılarımızla.
Kayseri Kafkas Derneği
İstanbul Kafkas Kültür Derneği
Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği



